11 Şubat 2012 Cumartesi

Adı Yok Sırtı Var Kadınlar


ADI YOK SIRTI VAR KADINLAR
Gözlerini ilk açtığında, ışık hüzmelerinin hücumuna uğradı. Milyarca renk iğne gibi saplandılar gözbebeklerine. Sonra karardı heryer. Bayılmış olmalıydı. İkinci kez gözlerini açtığında zemindeki halıya dönüktü yüzü. Öğürüyordu. Kusamadan bilincini kaybetti yeniden. Üçüncü kez gözlerini açtığında her yer bulanıktı. Işıksız, karanlık bir tavanda, bir pervane; orta şiddette çalışıyordu. Sağa sola çevirmek istedi kafasını, olmadı. Yeniden karardı heryer.
Sabah gözlerini açtığında hafif bir baş ağrısı hissetti. Vücudunun kontrolü kendisinde değil gibiydi. Başı yastığın kenarında, kolu yatağın dışındaydı. Düşündüğünde aklına dün geceye ait bu 3 sanrıdan başka birşey gelmedi. Onların da gerçekliğinden emin değildi. Gücünü toplayıp kolunu hareket ettirdi. Diğer kolu, vücudunun altında kalmış uyuşmuştu. Yere doğru bakışlarını sabitledi. Halıyı gördü. en azından onu hatırladığına sevindi.
Üşüdüğünü hissetti önce. Yorganı çekmek istedi. Beceremedi. Şöyle hafifçe kaldırıp bir daha deneyecekti ki, çıplak olduğunu fark etti. Kafasını hafifçe arkaya çevirdi. Saçları gördü önce. Uzun ve dalgalıydılar. Biraz geri çekildi. Bakış açısını genişletmek için.
Yorganı kaldırdı ucundan. Tanıdık değildi teni. Adı yok sırtı var bir başka kadınla bir başka gün başlıyordu işte...  
Alışmış gibi hissediyordu kendini bu yabancı kadınlara. Her sabah bir başka kadınla tanışmak, üstelik çok daha yakından tanıdığın bir akşamın sabahında...
Bir film koyup, sonra dalıp bir düşe izleyememek; sonra başa sarıp, gene dalıp bir düşünceye, izleyemeden sıkılıp, kaldırıp atmak bir rafa. Çokta farklı değildi yaşadığı aslında.
Yataktaki hareketliliği sezen kadın dönüp yüzüne baktı kısık gözlerle. İki elini başının arkasına uzatıp, ayaklarını da jimnastik yapar gibi gererek esnedi. 
"Günaydın" dedi.
Murat IŞIK