11 Şubat 2012 Cumartesi

Bağımlılar Arasında Yoksunluk Deneyimleri 1


BAĞIMLILAR ARASINDA YOKSUNLUK DENEYİMLERİ 1
Gittikçe süzülüyordu kuzeni gözlerinin önünde. Bir kere fikrini söylemişti. Bununla da yetindi. Üzerine bir tek kelime dahi eklemedi. Karakteri böyleydi. Bir kere yorumlardı her olayı. Sözünü söyler ve yaşamı sahibine bırakırdı. Seçimler ve sonuçları, onu olumsuz etkileyecek olsa dahi.
Gözlerinin altı morarmıştı. Bakmaktan alamıyordu kendini. Bir keresinde yanaklarından tutup iki eliyle "ayrı bir hava katmış" demişti o kadar. Kuzeni gülümsemiş ve "Böyle olması gerekiyor" demişti. Bakmak konuşmaktan daha zor engel olunan bir duyuydu. Allahtan kuzen umursamıyordu da; dizginlemek için enerji harcamaya gerek görmedi. Doya doya baktı.
"Paran var mı?" diye sordu kuzen.
- Var. Ne kadar lazım?
- 150 TL iyi olurdu. Malum ederi bu.
- Peki bekle.
- Bu son biliyorsun değil mi?
-  Asla sonu yoktur. Paralel yollardayız unutma. Hem beni kandırmak zorunda hissetme kendini. Ben sana yapmazdım biliyorsun. Yabancılaştırmazdım seni.
Bir kahkaha attı kuzen. "Seni seviyorum oğlum" dedi ve ekledi "Tanıdığım en büyük götsün."
"Göt olunmaz, doğulur!" dedi çocuk. Sonra belden aşağı bir sürü cümleler geçti aralarında. Kahkahalar. Çığlıklar.
Eğleniyorlardı işte herkes kadar ve herkes kadar acıya da bulanmış olarak.
Kapıdan çıktı ve gitti kuzen. Cama koştu çocuk. Bir gelenek gibiydi bu aralarında. Şimdi kuzen apartmanın kapısından çıkacak, kaskını takmadan önce dönüp yukarı bakacak ve el sallayacaklardı birbirlerine. Her seferinde bunun bir son veda olabileceğini idrak etmiş olarak.
Motorun homurtuları arasında birkaç saniyede çıktı manzaradan. Sesi uzaklarda duyulmaz oluncaya kadar bekledi çocuk camda. Sonra içeriye girdi. Mumlarını yaktı önce. Müzik setinin düğmesine basıp, her zamanki ezgilerinden bir alt yapı oluşturup kadehine yöneldi, bir sevgileye uzanır gibi...
Murat IŞIK