11 Şubat 2012 Cumartesi

Bir Kelebeğin Peşinde


BİR KELEBEĞİN PEŞİNDE
Camda durmuş, yaz yağmurunun geçişini izliyordu. Cama vuran damlalar, ağır çekim bir film gibi görünüyordu. Zaman, sanki camda daha bir yavaş akıyor ve her anını yakalaması için ona bir fırsat tanıyordu. Damlalar önce küçük parçalara ayrılıyor, sonra yer çekiminin de yardımı ile her parça, birbirinden bağımsız yönlere hareketleniyor, neden sonra, bir noktada birleşip, hızlıca manzaradan çekiliyorlardı. Camın ötesinde ise hayat normal hızındaydı. Yeterince odaklandığınızda görüyordunuz ancak bir tombul zerreciğin kumda öbeklenmiş bir su yığınına kamikaze gibi girişini. Renklerinin saydamlığına kanmazsak, yaralı bir askerin vücuduna isabet eden bir kurşunun yarattığı etkiden farkı yoktu bu sahnenin...
Bu mevsimine zıt tabloda; tam mevsimlik bir renk cümbüşü, bir kelebek, üzerine aniden açılan bu yaylım ateşinden kendini kurtarmak istercesine sığındı pervazın altına. Mor ve mavinin tüm tonlarının yanında, biri siyah ve biri beyaz ama iç içe geçmiş ve kesişimleri grileşmiş bir beneğide sığdırmıştı kanadına. Doğuştan bu kadar güzel miydi acaba? Yoksa evriminde mi bir mucize vardı?
Aynı mucize miydi bir mevsimlik ömrüne bir yağmuru da sığdırmış olan?
Tanrıyı anlamak ne kadar zor diye düşündü çocuk.
Murat IŞIK