11 Şubat 2012 Cumartesi

Drama


DRAMA
Bir aşk çöplüğü gibi her yanım. Sağımda posası çıkmış aşklardan bir yığın, solumda ise unutulmamışlıklar.
İki dükkan açsam diyorum. Birincisi bir emanetçi olsa. Unutulmamışlarını alsam insanların. Alfabetik bir sırayla dizsem raflara. Bir gün dönmek istediklerinde beni bulsalar.
İkinci dükkanda, posası çıkmış aşklarını alsam. Yerine yepyeni ayrılıklar versem. Böyle çil çil altın görünümünde, parlak ayrılıklar. Gene de şüphelerim var! Çürük bir yemek olsa balıklama atlarlar da aşka; küp küp altın olsa, dokunmaz insanlar ayrılığa. Korkaklar...
Pazar günü bunlar üzerine düşünüp durdum. Aslında dostlarımı düşünürken saplandım bu düşüncelere. Ne garip. Bir zamanlar içine, el ele ve neşe ile daldıkları aşk; bir deniz değil artık onlara. Koca dalgalarıyla bir okyanus olmuş. Birbirlerine sarılmaktan çoktan vazgeçmişler. Boğulmamak içinse çocuklarına tutunmuşlar. Çocuklarını sararken bazen değiyor tenleri yanlışlıkla. O zavallıcığın eti ne budu ne? Birde aşkınızı yüklemişsiniz üzerine.
Bir ömrü aşkı arayarak geçirmiş bir kadın tanıyorum. Ve bulduğunda, gözlerinde yanan ışığın fotoğrafı var hala hafızamda. Ne oldu. Neler oldu o günden sonra?
Aşklar biter anlıyorum. Ama yaşanacaklar var daha. Ayrılıklar var ve başkaca aşklar peşi sıra. Bir tek adım atsanız anlayacaksınız.  Neden o adımda takılıyor herkes. Aşağısı uçurum değil yürüyoruz işte bir ovada Bu sıradan bir engel daha, o kadar...
Aklıma aşk filmleri geliyor. Kadınla adamın tanışması ile başlayan ve mutlu olması ile biten filmler. Bunun dışında içinde aşk olan; ama sonu böyle yazılmayan her senaryoya "drama" deniyor. Birilerinin dramasının, bir başkasının aşk filmi olabileceği gelmiyor kimsenin aklına.
Murat IŞIK