11 Şubat 2012 Cumartesi

Karamsardım ki...


KARAMSARDIM Kİ...
Böyle ekşi limon kıvamında uyandım sabah. Dün aldığım ekstra buçukluktan olmalı. Zar zor debelenmeler. Saati hep bir 5 dakika ötelemeler. İşe gelmemeyi bile düşündüm. Ama önümüzde sayım haftası var. Hazırlık yapmalı.
Aklımdan bulanık kelimeler geçiyor. Düz yazı gibi değilde şiir gibi daha çok. Biryerlere kelime kelime kaydediyorum. Tek başıma beyin fırtınası. Mümkün müdür demeyin. Zıtlıklara aşık adamlar için mümkündür.
Ofise giriyorum. Günaydınlar...
Kapıda bir sigara içerim, konuşurum insanlarla, yapmıyorum.
Odama çıkıyorum. Katın ışıklarını açmıyorum. Karanlık kalsın heryer. ekranın ışığı patlasın yüzüme. Açıyorum bilgisayarı. Önce F1 sayfasına giriyorum her sabah ki gibi. Tatil dönemi F1' de. Dedidikodu ve transfer haberlerini okuyup, sıkılıp kapıyorum. Sonra blog yazılarına yöneliyorum. Karamsar birşeyler okumalı diye düşünerek.
Daima son bıraktığım yazıdan okumaya başlarım. Öyle de yapıyorum. Adalar Vapur İskelesi adlı yazıda sabah  sahile uğramışım gibi geliyor. Biraz sakinleşiyorum. Ardından Tebessüm diye bir yazıyı iki kere okuyorum. Ayrılıktan, unutmaktan, unutulmaktan ve aşktan besleniyorum. 
Ah Maria yazısının adını gördüğümde bile ürperiyorum. Aklıma Maria Isabel Geliyor. Ah Maria. Ne güzel bir kadınla ne güzel bir aşk. Bu Maria o Maria değil ama olsun gülümsüyorum.
Çay adlı yazı, hiç sevmediğim için çayı, bana hitab etmiyor. Ama sonuna kadar okuyorum. Bir filitre kahve çekti ki kanım hemen arayıp istedim. Kızmasın yazarı çay içemedim. Ama amacına ulaşmış bir yazı olduğunu belirtmek isterim.
Sabahın o fırtına kollayan bulutları bu şekilde biraz dağılmış oluyor. Derken;
Formatlı Günler adındaki yazıyı da okuyup bir sigara içip kendi hikayeme dönecekken altüst oluyorum. "İnsanlara format atmak" mı? Kahkahayı basıyorum. Bana bakıyor elemanlar. "Formatlıyorum" hepsini. Gülmeye devam. 
Bu günümü kurtaran tüm insanlarımın yazıları için onlara teşekkürü bir borç bilirim. 
NOT: Çok depresiv bir hikayeden veya şiirden kurtuldunuz...
Murat IŞIK