11 Şubat 2012 Cumartesi

Kararlı Konuşmak


KARARLI KONUŞMAK
Kararlı konuşmak bir sanattır. Karşındaki insana pek bir şans bırakmamak ama bunu edebi yapabilmektir. Bir cümle kurup, karşılığında bir söz bile duymaksızın gidebileceğinizden emin olmaktır.
 
Osmanbey' de metrodan inmişlerdi. Kadınla beraber Nişantaşına doğru yürüyorlardı.  Canı biraz sıkkındı çocuğun. Çok yakın olmak istemiyordu kimseye ama yalnız kalmayı da gözü yemiyordu. "Kalabalık arasında kaynamak" diye bir tabir vardı arkadaşları arasında. Genellikle aptal sarışınlara tahammülün azaldığı dönemlerde kullanılırdı. Öyle hissetmek istedi kendini. Kalabalıklar arasında kaynayıp gidecek aptal bir sarışın gibi...
 
Tam Nişantaşının göbeğinde, kolundan tuttu kadın. Sevimli bir ifadesi vardı. Hadi gel piyango bileti alalım dedi. Peki dedi çocuk. 2 tane bilet aldılar. İki lira para üstü verecekti adam. Bütün ceplerini boşaltmaya başladı. Sıkıldı çocuk. Bekleyemedi. Kazı kazan alalım diye teklif etti. Piyangocu ceplerini karıştırmayı bıraktı. Sevinmişti. İki tane kazı kazan bileti çekti. Cebine koydu. Gitmek için hareketleniyor du ki piyangocu tezgahın üzerindeki 50 kuruşu uzatıp "kazımayacak mısınız?" diye sordu. "Hayır" dedi çocuk. Tam artık gitmeye hazırdı ki bu seferde kadın "Neden?" diye sordu. Anlamıştı. Bunun sonu yoktu. Kazımak istemedim dese ardı arkası gelmeyecekti sözlerin. Rice etmeler. İkna çalışmaları... Herşeyi orada kesip atmak için döndü ve kadına bakarak "Kazımamayı istedim" dedi.
 
Bu kadar netti işte. Kazımamayı seçebilmiş olmak gerekiyordu. "Kazımayı istememenin" bir sebebi olması gerekirdi ama "kazımamayı seçmek" bir sebepti zaten başka söze gerek kalmazdı.
 
Arkasını döndüğünde gülümsüyordu çocuk. Kız ne dediğini anlamamıştı kesin, ama bir cümle daha da kuramamıştı. Başarmıştı işte. Şimdi kalabalıklar arasına karışıp kaynayıp gidebilirdi.
 
Murat IŞIK