10 Şubat 2012 Cuma

Tampa


TAMPA

Çok kalabalık günlerdi. Evde en az 20 kişi olurdu her an. Üzerinde yatılmamış bir minder yada bir koltuk bulamanız; ancak bir hayaldi. 24 saat yaşayan bir şehir gibiydi ev. Bir grup yatarken, bir grup içmeye yeni başlamış olurdu. Küçücüktü üstelik. İki odalı, açık mutfaklıydı. Birde minik bahçemiz vardı. Herkesin bir yerlerden getirmiş olduğu eşyalarla toplanmıştı. Eve değişik saatlarde gıda ve içecek takviyesi yapılır ve uyanık olan herkes bunlardı tüketirdi. Göçebelikten vazgeçmiş ve yerleşik düzene geçmiş bir çekirge sürüsü gibiydik. Part time çalışan Amerikalılar, pizza dağıtan Türkler, hiç çalışmayan Colombia' lılar ve başkaca milletlerden tekli tüklü insanlar; bir arada, çok uluslu bir devlet kurmuştuk. Her dilin konuşulduğu ama herşeyin anlaşılır olduğu bir düzenimiz vardı. Koca bir süre içerisinde hiç kavga çıkmadı evimizde. Hep kahkahalar duyardınız. Bazen bir film izlenir ve tam bir sessizlik olurdu. Filmden sonra ağlayanlarda olurdu, onlara gülenlerde. Değişik bir sinema anlayışımız oluştu tabi. Farklı ülkelerin çok beğenilen filmlerini izleme ve farklı kültürlerin sanatını anlama fırsatı bulmuştuk. Müzik konusunda da aynı şey söylenebilir; fakat, ağırlıklı olarak buluştuğumuz, latin müzikleriydi. Bir kaç müthiş eserin dışında, genelde, insanın içini kıpırdatan eşsiz enstrümanlarla bezeli Latin Amerika müzikleri. Çingeneleri çok sevmişimdir hep. Kavga ederken dahi müzik çaldığında oynamalarını. Öyleydik işte. Kavga bile etmiyor; sadece dans ediyoduk. Sonrasında bazıları benim gibi içkiyle, bir kısmıda uyuşturucuyla kafayı bulup, sızıyordu. 
Çok kalabalık günlerdi...  
Murat IŞIK