21 Eylül 2012 Cuma

Uyanmak (Yağmurlu Bir İstanbul Sabahı Yazısı)

Uyandım.
Pek gerekli değildi oysa...
Keş bir kadına aşıktım,
Çalışmıyordum,
Ve parasızdım.
O gün ne olacağı konusunda hiçbir fikrim yoktu.
Mutluydum.

Diğer insanların mutlu uyanmayı becermelerine şaşıyordum doğrusu...
Konveyör bant düzeninde yaşamanın nesi bu kadar eğlenceli geliyordu onlara?
Sabahın bir vakti kalkıp,
Yatağı topluyor ve gülümsüyorlardı.
Kahve makinasının düğmesine basıp,
Yerlerini ezbere bildikleri şeker ve kaşıklara uzanıp,
Suyun ısınmasını beklerken,
Gülümsüyorlardı.
Yağmurlu bir sabah evden çıkıp şemsiyelerini açıyor,
Gülümsüyorlardı.

Tutarlıydılar.
İntizamlı,
Programlı...
Tanrım ne sıkıcı bir hayat!

Oysa ben,

Uyandım.
Keş bir kadına aşık,
İşsiz,
Ve parasız...

Dün geceye ait tek bir resim yoktu aklımda.
Gelecek güne ait tek bir planım da...
Çevreme baktım.
Bir kedinin gölgesi geçti önümden,
Bir kaplan kadar büyük ve karanlıktı.
Yerde bir adam,
Kendi kusmuğuna yapışmış uyuyordu.
Çıplak bir kadın,
Saçını tarıyordu tozlu bir aynanın karşısında.
Pis ve küçük bir oğlan çocuğu,
Sigara tüttürüyordu onun bacaklarına bakarak.

Tren sesi duyuluyordu yakın bir mesafeden;
Masa üzerinde, akşamdan kalma üç beş şarap şişesi sallanıyordu.
Camlar gazete kağıtlarıyla gelişi güzel örtülmüştü.
Bir hayvan tırmıklamış gibi yer yer yırtıktı;
Ve güneş süzülüyordu bu açık yaralarından.

Nerede olduğuma dair bir fikrim yoktu;
Gülümsedim.
Kendimi yaşıyor hissettim bir şekilde.
Çünkü yaşam,
Fütursuzdu.
Ve yaşamak,
Hiç bir şey hakkında,
Hiç bir şey bilmiyor olmaktı!
Tıpkı doğduğum gün gibi...

Murat IŞIK