10 Şubat 2012 Cuma

Bir Kadının Son Sözleri Daima Acıtmak İçindir


BİR KADININ SON SÖZLERİ DAİMA ACITMAK İÇİNDİR
Ayrılıkların ayrı bir büyüsü vardır bende. Kadınları giderken izlemek, hep; aşkların en can alıcı sahnesi gibi gelir bana. İlk andaki şaşkınlıklarını sonradan hüzün, kızgınlık, bitkinlik ve tekrar kızgınlık takip eder. Ta ki son ana kadar. Bu duygu geçişleri bazen o kadar yumuşak yaşanır ki hala sevildiğini hissedersin. Bazende çoklu kişilik bozukluğu sendromu olan, farklı farklı birkaç kadınla ayrılmak gibi; sert ve yorucudur. Ama her nedense o son an, en çok ilgimi çeken zamandır. Toptan bir şiirsellik vardır. Birazdan göz mesafenden uzaklaşınca yaşlara boğulacak olduğunu bildiğin o kadın, tüm kendine güvenini iki dakikalığına toplayıp, sana; seni geri kalan hayatında sefil ve pişman hissettirecek cümleyi kurmak ister. İster diyorum çünkü bu noktada başarılı olanların sayısı çok azdır. Ya da ben çok umarsızım.
Sıradanlaşmış ve çoktan çürütülmüş bir teori olan "Seni benim kadar seveni bulamayacaksın" sözü tam bir hayal kırıklığıdır. Öyle yürümez işler hayatta. Hep daha iyisi gelir insanın başına. Tecrübe kazanılmıştır her bir aşk ve ayrılıktan. Ve tecrübe aşkı hep bir adım öteye taşır...
Bir seferinde bir kadın elini yumruk yapmış, karşısındaki gence hafifçe sallayarak şöyle dedi. "Bana yazmış olduğun tüm şiirleri yakıp kurtulmak kolayda, sana yazamadığım onca yazıyı yüzüne vurup gidememek koyuyor bana" ve ellerini bir şey atar gibi açtı. Elleri boştu tabi ama çocuk yüzüne gelen binlerce kelimeden korkar gibi gözlerini kısıp kafasını yana çevirdi. Kız sadece güldü ve dönüp gitti.
Gariptir, o kadından hoşlanmıştım. Ben olmayı istedim yazılmamış kelimeleri ayıklamaya çalışan suratımdan...
Murat IŞIK