26 Temmuz 2012 Perşembe

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Saklambaç (Zamane Çocukları)

Saklambaç oynuyorduk,
Bir kişi gözlerini yumuyordu.
Dört bir yana dağılıyorduk.
İçimizde gözlerini açacağına dair derin bir şüphe;
Arkamıza dönüp kontrol ediyorduk.
Güvensiz büyüyorduk...

En uzaklara ben gidiyordum.
Kazanmak gibi bir niyetim yoktu.
Yalnız kalmak istiyordum.
Bulunamamak.
İçimde bir Van gölü canavarı besliyordum;
Gizemli büyüyorduk...

Hava kararana kadar çıkmıyordum ortaya,
Herkes endişeleniyordu.
Çocuklar sokaklarda kaçırılıyor,
Dilendiriliyordu.
İnsanlar,
Organları alınıp,
Ölüme terkediliyordu.
Daha yüzlerce dehşet dolu hikaye sokaklarda dillendiriliyordu;
Korkarak büyüyorduk.

Murat IŞIK

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Yorum Yazıları (Baba)

Bazı çocuklar babalarına rağmen mükemmelleşir. Bazıları babaları sayesinde. Bazıları, babaları ne kadar kusursuz olursa olsun; bir başka çocuğun kusurlu babası olur.
Yaşanmışlıklar veya yaşanamamışlıklar; adamı ya "baba" yapar ya da babayı "adam".
Demem o ki;
Yaşamayı seçtiğimiz hayat bir gözlük ise; camından ne görüyorsak odur baba.
Ve nasıl görünüyorsa babamız, odur hayatımız.


Murat IŞIK

6 Temmuz 2012 Cuma

Serbest Düşüş (Free Fall)





Garip bir geceydi.
Dün,
Yada bir önceki.
Çok soru sordun.
Çok, çok fazla...
Çok şeyle alakalı ve hiç alakasız.


Ellerinden birinde parmakları kesilmiş bir eldiven vardı,
Diğerinde, ancak çok resmi gecelerde giyilen dirseğine kadar gelen bir tane.
Yarısı ayak bileklerine kadardı elbisenin.
Yarısı derin bacak dekolteli.
Yarısı siyah,
Yarısı, delicesine uyumsuz renklerle bezenmiş.
Saçının yarısı düzdü.
Yarısı karmakarışık...
Yüzünün yarısında bir gülen makyaj vardı;
Yarısında akmış yaşlar.


Öylece oturuyorduk.
Senin ellerin bacaklarının arasında.
Suçlu gibi mutsuz.
Ama gözlerinde şerefsiz bir gülümseme...
Önce küfür ettin.
Sonra yanağımı okşadın.
Elini ittim.
Sonra sevdim yüzünü.
"Siktirip gidelim!" dedin.
Benim planım başkaydı.
Uymadım...


Denize atladın.
Yüzdün.
Ben bir kare fotoğrafını çektim.
Stiline söylendim...
"Dirseklerini kırma!" diye bağırdım arkandan.
"Konuşma oradan!" 
"Önce suya atla ve öyle akıl ver vereceksen." dedin bana.
Bir şişe biranın yarısındaydım daha;
Yapmadım.
"Murat" dedin,
Dibe battın.
İki tane çıktın yüzeye.
Hangisi sendin anlamadım...


Baktım benim yanımda da bir ben daha.
Çekilmezdik!
Tek iken bile çok fazlaydık bu dünyaya.
Ben boğazını sıktım benim.
Sen,
Senin kafannı batırdın suya.
"Herkes ölür" dedin.
"Herkes ölür!" dedim bende ellerimi boğazımdan çekmeden.
"Sen ölme!" dedin bana.
Aklıma düştü son nefesim... 
Niyetim yokken üstelik.


Sonra ağlayarak bana yüzdün.
Ben yaşlarla denize atladım.


Altından geçerken karınına bıraktım hava kabarcıklarını.
Gıdıklandın.
Son kez gördüm gülüşünü...


Sen çıkarım sandın.
Ben daha derine gittim.


Murat IŞIK

3 Temmuz 2012 Salı

Yüklem (Koşmak)

Bir cümlenin ortasında soydular beni.
Sonunda koşacağım bir cümlenin...
Özlemim,
Tümlecim vardı,
Ama;
Yüklemimi alıp kaçmışlardı.
Yürümeye mahkum bırakıldım.

O şerefsizleri yakalayamamış olmam
İşte bu hız eksikliğimden...


Ağzımdan bir sürü küfür çıktı.
Duyamayacak kadar uzaktalardı.
En azından biri dönüp kafa tutsun istedim. 
Olmadı.
Duyuramadım öfkemi.

Feci halde kafa bulasım vardı.
Kendimi bir barın loş karanlığından içeri attım.
O şerefsizlerden biri oradaydı.
Muhteşem fiziğiyle tanrıça gibi bir kadına, çalıntı dizeler döktürüyor,
Ve öpüşüyorlardı.

Fena halde sarhoştu.
Gözleri kısıktı.
Yanına gittim.
Kadına "çekil" dedim.
İkiletmedi.
Manyaklığım yüzüme vurmuştu demek ki.
Burnunun ucuna kadar yapıştım.
Tanımadı.
Bir bira söyledim kendime.
Bir tane de ona ısmarladım.
"Sağol ahbap! Ama tanışıyor muyuz?" dedi.
"Hayır!" dedim. "Ama zevkli bir hergeleye benziyorsun. Hem kadınını, hem dizelerini beğendim. Şerefe!"

Dikti kafasına.
Ben bekledim.
Şişesi boşalınca,
Elinden alıp;
Kulağına patlattım.
Bunu beklemiyordu!
Şaşkındı!
Başından aşağı kaynar kanlar boşaldı.

Yanındaki kadın onu hemen satıp,
Dudaklarıma yapıştı.
Onu ittim.
Tipim değildi.
Tanrı kadar tanrıçaları da sevmezdim.

Adamın üstünü karıştırdım.
Bir sürü çalıntı dize buldum işe yaramaz.
Hem hırsız, hem de zevksizdi.
Benim yüklemim çıkmadı hiçbir yerinden.
Tükürüp suratına,
Diğerlerinin peşine düştüm.


Murat IŞIK