21 Şubat 2012 Salı

Lanet

Onu çok eskiden tanırdı çocuk. Tanıdığı ilk günden beri bir fahişe gibi giyinir, öyle de hareket ederdi. Varlıklı bir ailenin şımartılamamış küçük kız çocuğu, hayran bakışlarla şımartılmış asi bir genç kıza dönüşmüştü. Hoyrat sevdalar siyah makyajları getirmişti beraberinde. Dışarıdan bir evsiz, bir Beyoğlu aşiftesi izlenimi veren bu kadının, sıra dışı bir zenginlikle kutsanmış, zeka ve güzelliğin harmanlandığı bir mükemmellik olduğunu; onu çok eskiden tanıyan birkaç adam hariç kimse bilmezdi.

Bir mekanda onunla karşılaştığınızda gözlerinizi ondan alamazdınız. Simsiyah saçlarını her salladığında altından anlık görünen deniz mavisi gözleri, güvenli uzaklıkta değilseniz, sizi ona bir adım atmaya zorlardı.

O gün o bara gittiğinde onunla karşılaşacağını hayal etmemişti çocuk. Onun seveceği türden dağınık muhabbetlerin süregeldiği bir ortam değildi. Daha durağan, insanların birbirleriyle, müziğin ritmi aracılığı ile transa geçmiş olarak değilde; içlerindeki fesat planlarını filitrelercesine sadece kafalarını sallayarak, iletişimsizlik kurmaya çalıştığı türden bir yerdi.

Gereksiz bir sohbetten, tuvalete gitmek bahanesiyle uzaklaşmış, yüzlerindeki sıkıntıdan patlamış ifadesini gizleyen iki kişi tuvaletin kapısından girerken karşılaştılar. İkisinde de bir şaşkınlık ve mutluluk ifadesi oluştu. Sadece sarıldılar. Biri ne iş dercesine ellerini açtı hafif. Diğeri kollarını iki yana açıp dudağıyla "bilmem" der gibi yaptı ama konuşmadılar. Kız, çocuğu, kızlar tuvaletine çekip kapıyı kilitledi. Tekrar sarıldı çocuğa. "Seni çok özledim" dedi. Çocuk kızın sırtını sıvazladı. "Seninle her karşılaşmamızda beni ait olmadığım bir yerlere kitlediğinin farkındasın değil mi?" diye sordu. Güldüler. "Hep ait olmadığımız yerlerde karşılaştığımızdan olabilir" dedi kız. "Bakayım diyerek çenesinin altından tuttu çocuk kızı. Yüzüne baktı. Şöyle bir geri çekilerek tüm bedenini süzdü. "Hala mükemmelsin." dedi.

Kesinlikle Devam Edecek

Murat IŞIK