30 Mart 2012 Cuma

Yorum Yazıları (Teşhis)

Burnumun üzerine düştü bir damla yağmur. Ulu orta kuş sıçmış gibi sanki kafama! Sinirlendim. Ani bir hareketle yüzümde dolaştırdım ellerimi sertçe. Yetmedi saçımı çektim.
Bir zırva klasik müzik çalıyordu dükkanın birinde. Sevgililer ele ele yürürken, birbirlerinin gözlerine bakıyordu şapşalca. Çok ta anlarlarmış gibi, ağızlarıyla, melodiyi söyler gibi yaptılar. Riyakar şerefsizler! Üstelik notalara bile sadık değildiler... Bu salak halleri hoşuna gidip güldüler bir de üzerine.
O köpek bile havladı akortsuz seslerinin rezilliğine. Şapşal kedi, üstüne alınıp zıpladı.
Bir kaç damla daha vurdu beni. "Tükürme ulan!" diye bağırdım başımı kaldırıp gökyüzüne. Bazıları, yukarıdaki apartmanların camlarında, birilerini aradılar gözleriyle. Bulamayınca da bana deliymişim gibi baktılar.  
Kendimi bir karanlığa attım sakınmak için. İçeride kesif bir tütün kokusu vardı. Soludum. Bir tane de ben yaktım. Sikmişim yasağını! Bir şişe de şarap söyledim. Barmen açtı. Tam koyacakken kadehe, "kalsın" dedim. Şişeyi alıp kafama diktim. Kınarmış gibi baktı yüzüme. Sanki Fransızdı ibne!
Acilen eve dönmeli. Birini öldürmeden... Bu görgüsüz naiflikten uzağa. Bu sahte gülüşlerden. Bu sonradan görme kültürsüzlükten uzağa!
Çıktım dışarı. Kızla çocuk hala aşk oyunu oynuyorlardı. Bir sevişmelik tevazularını sonuna kadar sergileyerek.
Yanlarından geçerken, cüzdanımdan çıkardığım bir prezervatifi yere attım. Kazayla düşmüş gibi... Çocuk "beyefendi" diye seslendi. Üstüme alınmadım. Dönüp bakmadım bile. Az ilerde durdum. Çaktırmadan kestim herifi. Yere eğilip aldı ve cebine attı emaneti. Sonra dönüp kadına, gülümsedi. İçinde uyanan başka bir duygunun vahşi cazibesi sinmişti dudaklarına. Bense yanılmadığıma sevindim....


Murat IŞIK