4 Mayıs 2012 Cuma

Aşkın Acısı

Gidene ağlamak gözyaşı israfıydı. Hem "zararlı" demişti ben küçükken biri. Bende hiç başlamadım. Aynı şeyleri sigara için de söylediler ama ona başladım. Sanırım içe çekmek, dışa akıtmaktan daha çok bağımlılık yapıyor.
Bir kadın bana seni unutmam altı ayımı aldı demişti. Bunu da bilimsel bir araştırma ile desteklemiş ve bana bir metnini göndermişti. Aşk acısı en fazla altı aydır diye. Tamamen psikolojik olduğuna kanaat getirmiştim durumunun. Üstelik bu konuyu araştıran bilim adamlarının aşkla uzaktan yakından bir tanışıklıkları olduğundan şüphe duymuştum. Aşk ve Acı. Birbirine tamamen zıt iki kavramdır. Aşkın acısı olmaz. Aşk tatlıdır. Aşkın acısı sanılan aslında aşkın yoksunluğudur. Depresyona sebep olan budur. Aşık olduğun kişiden kaynaklanmaz yani. Aşkın kendisine olan bağımlılığındandır. Tedavisi basittir. Bir kaç doz aşk alırsın. Bazı adamlar, doktorların kötü yazısından olsa gerek bir kaç doz seks almayı yeğlerler en yakın gece klübünden. Ama sadece semptomları tedavi ederler bir süreliğine. Yoksunluk depresyonu baki kalır. Hayır. Aşkın yoksunluğu sadece bir yenisiyle tedavi edilir.  
Bir diğer kadın ise hala unutamadığını iddia etmişti üzerinden yıllar geçmesine rağmen. Ardından da eklemişti "Seni hala seviyorum diye" Hangi beni diye merak etmiştim o gün. İnsan yerinde durmuyor. O zaman sevilen adam ve kadınlar değiliz aslında hiçbirimiz. Ve bu resmen ölü sevicilik! Eski bir aşka sevdalı kalmanın bir hayalete aşık olmaktan farkı yoktur... 


Murat IŞIK