11 Şubat 2012 Cumartesi

Beyaz Doğaçlama


BEYAZ DOĞAÇLAMA

Dün çalışanları 17:30 gibi evlerine yolladık. Geç bile kalmışız denebilir trafik berbatmış. Ben kapıları kitleyip odamın perdelerini açtım. Kar yağışını izledim. Çok nadiren perdelerim açılır benim. Işığı sevmem. Başımın üzerinde bir aydınlatma vardır ama kullanmam. Tamamen camdan bir oda olduğu için diğerlerinin ışıklarından faydalanırım. Kar yağışını izlerken bir yandan karla ilgili şarkıları dinledim. Kalmış biraz işim vardı ama konsantre oldabildiğim söylenemez. Sigara içmek için genelin aksine çatıya çıktım. Manzara daha bir ilginç geldi gözüme. Çatıların bembeyaz olması çok aşina olduğum bir durum değil. Ama ne kadar hoş görünüyordu. Şehir temiz duruyodu. Beyaz çatıları olan bir İstanbul hayal ettim. Her daim beyaz. Bir seferinde Newyork' ta bir grubun küresel ısınmayı önlemek adına çatıları güneş ışığını daha iyi yansıtan beyaz renge boyadıklarını okuduğumu hatırladım. İşe yaramış mıdır bilmem ama fikir kesin benim gibi kar manzarasını yüksekten izleyen bir şizofrenden, "sosyal" değilde "estetik" amaçla çıkmıştır diye düşündüm. Bir kadının ayağı kaydı ve düştü. Arkasında yaklaşık 20 metre mesafede yürüyen bir kız, sırf bu görüntüden ürküp yanındaki çocuğun koluna girdi. Yerinden fırlayan bir usta düşen kadına yardım etti. Bir kedi ustanın hareketlenmesinden tırsıp ciyaklayarak çöpten fırladı. Kızın koluna girmesininin şaşkınlığını üzerinden atamamış çocuk, kedinin refleksine hazırlıksız yakalanıp heyecanlandı. Ayağı kayarken kıza ağırlığını verdi ve beraberce düştüler. Kız bozulmuştu. Çocuk gülüyordu. Kedi kaçmıştı çoktan. Usta yardım ettiği kadınla işini bitirmiş teşekkür seromonisinden sıyrılmaya çalışıyordu. Kadın, düşmek bir kabahatmiş gibi izahat yolları arıyordu. Ben sigaramın son nefesini bu manzaraya üfleyip içeri girdim.
Murat IŞIK