11 Şubat 2012 Cumartesi

Neşe


NEŞE
İki haftadır çok neşeliyim. Bu kadar uyumlu bir insan olmayalı çok uzun zaman olmuş. Herşeyi neşeyle karşılamam çevremdekileri de şaşırtmış olmalı. "Evet" dediğim herşeyin, teyidini almak zorunda hissediyorlar kendilerini...
Tadımdan yenmiyorum denebilir. Seni hep böyle görmek istiyoruz dedi taze aşıklar bana. "O zaman bu halimin kıymeti bilinmezdi" demedim.
Saçlarını tarıyordu kadın yanına gittiğimde. "Benim saçıma fön çek hadi" dedim. Sevindi. Maşa gibi birşey var onu aldı eline. Ben uslu uslu oturdum. Efendiliğimden değil. Yanmaktan korktum. Neyse ki çabuk bitti işim. Saçlarım pırasa gibi oldular. Tahminimden daha çok uzamışlar. Kıvır kıvırken anlaşılmıyormuş. Uzunluklarını sevdim ama düz saç bana hiç yakışmadı. Yeni yetme lise rockçılarına benzedim.
Sabah kahvaltısında somon yedim. Bir de zeytinyağlı dolma. Ne alaka değil mi. Bende alakasızım zaten bu ara denk düştük birbirimize...
12 tane kitap 2 tane film aldım cumartesi günü. Aradığım bir albüm vardı bulamadım. Satıcı çocuk biraz mahçup "İnternet cd yi bitiriyor satılan ürünün yerine yenisini getirmiyoruz" dedi. Anlamış gibi yaptım. Anlamamıştım tabii. Bende sistem farklı çalışır. Ben bir albümü internetten dinlerim beğenirssem mutlaka orjinalini alırım. Ama adamlar satmaktan bıkmış baksanıza. Ya yarın öbürgün; çalanlar çalmaktan, söyleyenler de söylemekten bıkarsa?
Murat IŞIK