10 Şubat 2012 Cuma

Yer Altı İnsanları (İbrahim Sadri' den Kuş Hikayeleri Eşliğinde)

YERALTI İNSANLARI



Ben şanslı azınlıktanım. Evimle iş yerim arasında sadece üç durak var. Arabayı kullanmamanın rahatlığını yaşıyorum. Hoş arabayla bile normal zamanlarda, yirmi dakika sürecek bir mesafe ama; Tek başına seyahat ederken kendiyle sinir harbinde (bokuyla kavga eden demek istedim) bir grup erkek ve kadın; bu mesafede bile, gününüzün neşesini yok edebiliyor.
Bende her sabah dış düyadan iç dünyaya geçip, yeraltı insanları ile birlikte işime gidiyorum. Gözlem yapmak için kozmopolit bir ortam sunuyor bu bana. Çevremi genellikle dikkatlice izlerim. İnsanların hepsinin yüzleri tek tek kalır aklımda. Onların önce fotoğraflarını çeker kataloglarım zihnime. Çok ilginç gelen bir kaçını hafızamda kameraya alırım. Bunlardan birkaç örneği derleyip yazacağım fakat bugün anlatmak istediğim başka bir şey var. Yeraltı insanlarından, orada çalışanlarla ilgili.
Eskiden ailemle birlikte sahilde Arnavutköy' de yaşıyordum. Bir Rum kasabası gibiydi bizim oralar. Komşularımız ve iyi ilişkilerimiz vardı. İnsanlar sırf herkesi selamlamak için 15 dakika erken çıkarlardı evlerinden. Hal hatır sormak bir zariflik değildi. Sormayanın ayıplandığı, insani zamanlardı...
Üniversite sınavına giderken, mahallemin insanının beni yolcu edişini hatırlıyorum. Bakkalımızın, elinde su ve şekerle kapıda bekliyor olmasını, bir rum olmasına rağmen, elinde Kuran ile evinin ahşap kapısının aralığında duran Madam Yorgiya' nın; "Evladim, sabaha kadar senin isin Kuran okumusum. Allaah sihin asıklıği versiiin" diyişini. Manvada çalışan insanların annemi sakinleştirmek için tezahüratlarını. Bu ve bunun gibi binlerce ânı hatırlıyorum da, şimdi her sabah yanından geçerken "günaydın" dediğimde sanki bir turist, yabancı bir lisanla kendisine birşeyler söylemiş te; ne cevap vereceğini bilmiyor gibi şaşkın bir ifadeyle bana bakan bu görevlileri anlayamıyorum.
Kimisi şaşkınlığı attıktan sonra üzerinden, Eşkiya filmindeki Keje' nin sesine benzer bir sesle cevap veriyor bana. Bende gülümsüyorum. 
İçimde bır kırgınlık oluyor elbet. Ama işyerinin sokağına girdiğimde, sanayi ustalarının arasından geçip ofisime gelirken, tüm bu kırgınlık yerini, yer üstü insanlarının sabah sakalaşmaları ile, bir eski dönem neşesine bırakıyor. Benden yaşça fazlaca büyük bu insanların, hala gençlik zamanları zarafeti ile; o dönemi yaşatıyor olabilmelerini görmek bile, yetiyor bana. 
Murat IŞIK
Şiir İbrahim Sadri' den. Bambaşka yerlere götürür beni.