18 Şubat 2012 Cumartesi

Zamansız

ZAMANSIZ

Bebek curcunasından çıkabilmiş olmaya sevindi. Hisara doğru devam etti, sağındaki kiralık teknelere bakarak. Bir tanesinin geniş kıç kısmında oturan sakallı bir adam çekti dikkatini. Az ilerde bir park yeri gördü. Arabasını bırakıp, geriye; adama doğru yürüdü.

- Selam kaptan.
- Selam evlat. Buyur.
- Gidelim mi kaptan. Müsait misin?
- Kimsiniz?
- Yolcu.

Kaptan gülümsedi.

- Bir şeyler içelim. Sonra bakarız yolcu.
- Keyifle kaptan.
- Şarap?
- Varsa bira tercihimdir şu an.
- Var. Var tabii.

Yerinden ağır hareketlerle kalktı. Kamaraya girip ortadan kayboldu. Çocuk boğaza baktı. Yolunda ilerleyen büyük tankeri izledi. Denizci olan kuzeni gelirdi aklına ne zaman bir tanker görse. Her seferinde hayatından ne kadar memnuniyetsiz olduğundan bahseder dururdu. Aklı almazdı çocuğun bu memnuniyetsizliği. O sebeple o konuşurken, başka şeyler düşünür; arada bir de dinliyormuş gibi kafasını sallardı. Elinde altılı bir kutuyla ve yanında, ahşap bir kasede, biraz çerezle döndü yaşlı adam.

- Buyur evlat.
- Bana "yolcu" de ya kaptan. Bu gün öylesi hoşuma gitti.

Gözleri parladı kaptanın.

- Peki yolcu. Nereye gideceğiz?
- Karadeniz'e doğru gidelim.
- Otur hele bir keyiflenelim. Zamanı gelince çıkarız.
- Burada mı yaşıyorsun kaptan? Yani teknede?
- Yok evim yukarıda biraz. Kafa dinlemeye gelirim buraya.
- Tekne senin mi?
- Evet. Doğumundan bu güne kadar.
- Nadirdir bu kadar uzun süre bir tekneye bağlı kalmak.
Kafasını salladı kaptan aklından binlerce düşünce geçer gibi. Bir de dudaklarını ısırdı, bir yandan da gülümsedi.

- Aldatılmamış değildir. Çokları geldi geçti ama bu ilk göz ağrımdı. Sonuçta bu günlere kadar yıllandık beraber.
"Şerefsizler'e" diyerek kadehini kaldırdı kaptan. Yolcu güldü ve şişesini yavaşça eğerek selamladı onu. İkisi de, ellerinde olanı tamamen tükettiler.

- Gidelim mi yolcu?
- Olur.
- Kullanmak ister misin?
- Hayır.

Kaptan önce yola inip teknenin iplerini çözdü. Sonra çevik bir hareketle kendisinden henüz bir iki adım uzaklaşmış olan tekneye tekrar atladı. Masada kadehini bıraktı ama şişesini yanına aldı.

- Yolda böylesi daha güzel oluyor.

Çocuk başını salladı anladığını belli etmek için. Ardından bira daha açıp ayaklarını uzattı ve gittikçe uzaklaştığı sahilde; seyir halindeki arabalarının içlerinde, asık suratları ile oturan insanların, küçülmelerini izledi.

Murat IŞIK