14 Mart 2012 Çarşamba

Bu Yazılar Kimin İçin Yazılmıştı

Gözlerim dalıp dalıp durdu tüm gece. Eskiye ait yazılardan, sisli hatıraları ayıklamaya çalıştım. Kadınların yüzleri silik. İsimleri sanki hep tek heceli. Bir nefes alıp vermek kadar "kısa"da geçmiş zamanlarımız. Kimseleri özlememişim yazık. "Kim" seler eğer; onlar da beni özlememişlerdir diye teselli bulmuşum. Saklamışım vurdum duymazlığımı onların yok olmuşluklarında. Suçluluğum olmalıydı bir yerlerde. Her normal insan gibi. Aradım bulamadım cümlelerde. Ya hakkaten suçsuz muşum ya da çok iyi gizlemişim sefilliğimi kelimelerimde.
Gelmek üzere gitmiş kadınlarım hep. Ya da ben; hep bir sözler vermişim dönsünler diye. Hiç tutamayacağım türden. İnanmışlar üstelik. Gelmişler hatta bir zaman. Ben yokum; verilmiş sözlerim yerlerde... Çiğnenip tükürülmüş sözlerim. Üstlerine basılmış geçilmiş sözlerim. Sözlerimin üzerlerinde 42 numara ayak izlerim.  

Gitmek için ayaklanan bir tanesi vardı sanki. Saçları darma dağın, öfkeli. O giderken ağlasaymışım bari... Ona da yüzsüzce "git" demişim. Kapıdan çıkmasını beklemişim Tanju Okan'ı dinlemek için. Sanki tüm amacım buymuş gibi. O şarkının bir anlamı olsun istemişim gibi; istemişim gitmesini. 
Tüm bunlara rağmen, hiç yalnız kalmamışım ne gam. Aşksızlıktan sakınmışım susuzluktan sakınır gibi. Ve kıyamete yetecek kadar istiflemişim sevilmeyi. 
Aşkın kendisini damıtmışım, her bir renkte kadınlardan. Her bir dilde; bu renklerin isimlerini ezberlemişim üstelik. Çıkıp dünyadan mı toplamışım bunca rengi? Yoksa onlar; benden sonra mı dağılmışlar dünyaya? Ne fark eder ki... Hangisi uymuşsa içkimin kıvamına; o akşam tutup, ondan katmışım bir damla ve karıştırıp içmişim. Kafayı bulduktan sonra da; hangisi, kimin içindir; hangisi, hangi zamandan kalmadır bilmediğim, dizeler kusmuşum. Hepsi bir kadına mıydı? Yoksa kadınlarım birbirinin mi taklidiydi anlayamadan... 
Gözlerim dalıp dalıp durdu tüm gece. Eskiye ait yazılardan, sisli kadınlarımı ayıklamaya çalıştım.

Tiksindim saygısızlığımdan.

Murat IŞIK