26 Mart 2012 Pazartesi

Kabullenmek

Durmadan koştu. Olabildiğince uzaklaştı o yerden. Nehrin kenarına gelene kadar durmadı. Nehri görünce durdu. Ne kadar zamandır bu haldeydi? Kıyıdaki bir ağaca sırtını yasladı. Yavaşça kayarak yere oturdu. Arkasından gelen olup anlamadığını anlamak için karanlığa bakındı bir süre. Hiç ses duymadı. Orada kesik ve telaşlı bir uyuklama hali geçirdi...

Çıtırtılar duyup irkildi. Nefes alış verişleri hızlandı. Çevresine bakındı. Bir bok görülmüyordu sisten. Nehre baktı. Çok hızlı akıyordu. Karşıya geçmek için daha uygun bir nokta olmalı diye düşündü. Yerinden kalkmak istedi. Bacağı uyuşmuştu. Tekrar bir hışırtı duydu. Bu sefer daha yakındaydı ses. Kafasını kaldırdığında onun kırmızı gözlerini gördü. Kendini suya atmak için bir hareket yaptı ama nafile. Kırmızı gözleriyle, içini yakarcasına baktı. Tüm kederlerini ve endişelerini yaşadı yeniden. İlk yaşadığı gibi değildi. Daha az korktu bu sefer. O anda kahkahalar atmaya başladı deli gibi. "Senden kaçtığıma inanamıyorum. Senden korktuğuma da inanamıyorum bunca zaman. Ne salaklık Tanrım! Hadi bu işi bitirelim."

Kırmızı gözler kısıldı. Ayağa kalktı çocuk. Bacağında ağrı yoktu. Daha güçlü ve büyük hissetti kendini. Elleriyle gömleğinin düğmelerini yırttı. Masmavi gözlerini kırmızılıklara dikti. Suyun ateşe değmesi gibi bir tıslama sesi çıktı çarpışan bakışlarda. Birbirlerine koştular. Çocuk aniden durdu. Ellerini açtı havaya. Kırmızı gözlü şey şaşkındı. Ama duramayıp çarptı çocuğa. Çocuğun içine girdi. Çocuk yere düştü. Gülüyordu.
Gözleri mordu.

Murat IŞIK