26 Nisan 2012 Perşembe

Nöbet

Koşarak çıktım merdivenleri. Kapıyı açtım. Eve attım kendimi. Derin bir soluk aldım. Sonra salona yönelip tüm perdeleri sıfır noktasına kadar kapadım. Kapıya dönüp üç kere kilitledim. Salondaki koltuğa oturdum. Vücudumdaki sıtma nöbetinin geçmesini bekledim. Telefon çaldı bakmadım. Kapı çaldı açmadım. Direnebildiğim kadar direndim. Uğultular doldu her yere. Şimşek çaktı. Gök gürledi. Rüzgar ıslık çaldı pvc çerçevelerin arasından. Mutfağın kapısı sertçe kendini kapadı. Bir cam kırıldı ve aktı yere. Bir parçası ahşap parkeye diklemesine saplandı. Bir kırkayağın yürümesi gibi yürüdü yağmur damlaları diğer camlarda. Tıkır tıkır sesler duyuldu. Battaniyeyi kafamın üstüne çektim. Sağ gözüm açıktaydı. Telaşlı nefesler aldım. Sert bir rüzgar daha esti. Arabaların alarmları çaldı. Sokak lambası olduğu yerde sallandı. Evin içi bir ışık oyunuyla yatıp kalktı sanki. Sonra her şey duruldu.

Murat IŞIK