8 Haziran 2012 Cuma

Limon



Saçma sapan zamanlardı. Rakının içine limon suyu katılıyordu. Yanında şalgam içiliyordu. Pablo Neruda şirleri okunuyordu! Ne kadar Türkçeleştirilebildikleri hakkında konuşmalar yapılıyordu. Bir anonim tını çalıyordu arkadan. Sonra birinin canı istedi diye klasik bir müzik başlıyordu. Elinde Ümit Yaşar Oğuzcanın sağlam dizeleriyle bir kadın beliriyordu kapıda. Hemen arkasından Koş Lola Koş filmiyle hipi kılıklı bir kızcağız. Onun yanında; bir elinde Urfalı Hacı Dayı çiğ köftesiyle kumaş pantolonlu bir çocuk.
Notalara yanlış basıldığından dem vuruyordu bir top sakallı adam. Hiç bir şey eskisi kadar özümsenerek yaşanmıyor diyordu bir orta yaşlı kadın. "Evet" diye destek verirken ona bir dostum; cigaralık sarıyordu. Bir başka kadın camın kenarında yağmuru izleyip ağlıyordu. Eliyle bir şey yazıyordu sonra. Sonra; nefesini verip onu görünür yapıyor ardından yok oluşunu izliyordu. Daha bir hızlanıyordu hıçkırıkları.
Dedim ya saçma sapan zamanlardı. Rakının içine limon katılıyordu. Anlayın işte...

Murat IŞIK