6 Temmuz 2012 Cuma

Serbest Düşüş (Free Fall)





Garip bir geceydi.
Dün,
Yada bir önceki.
Çok soru sordun.
Çok, çok fazla...
Çok şeyle alakalı ve hiç alakasız.


Ellerinden birinde parmakları kesilmiş bir eldiven vardı,
Diğerinde, ancak çok resmi gecelerde giyilen dirseğine kadar gelen bir tane.
Yarısı ayak bileklerine kadardı elbisenin.
Yarısı derin bacak dekolteli.
Yarısı siyah,
Yarısı, delicesine uyumsuz renklerle bezenmiş.
Saçının yarısı düzdü.
Yarısı karmakarışık...
Yüzünün yarısında bir gülen makyaj vardı;
Yarısında akmış yaşlar.


Öylece oturuyorduk.
Senin ellerin bacaklarının arasında.
Suçlu gibi mutsuz.
Ama gözlerinde şerefsiz bir gülümseme...
Önce küfür ettin.
Sonra yanağımı okşadın.
Elini ittim.
Sonra sevdim yüzünü.
"Siktirip gidelim!" dedin.
Benim planım başkaydı.
Uymadım...


Denize atladın.
Yüzdün.
Ben bir kare fotoğrafını çektim.
Stiline söylendim...
"Dirseklerini kırma!" diye bağırdım arkandan.
"Konuşma oradan!" 
"Önce suya atla ve öyle akıl ver vereceksen." dedin bana.
Bir şişe biranın yarısındaydım daha;
Yapmadım.
"Murat" dedin,
Dibe battın.
İki tane çıktın yüzeye.
Hangisi sendin anlamadım...


Baktım benim yanımda da bir ben daha.
Çekilmezdik!
Tek iken bile çok fazlaydık bu dünyaya.
Ben boğazını sıktım benim.
Sen,
Senin kafannı batırdın suya.
"Herkes ölür" dedin.
"Herkes ölür!" dedim bende ellerimi boğazımdan çekmeden.
"Sen ölme!" dedin bana.
Aklıma düştü son nefesim... 
Niyetim yokken üstelik.


Sonra ağlayarak bana yüzdün.
Ben yaşlarla denize atladım.


Altından geçerken karınına bıraktım hava kabarcıklarını.
Gıdıklandın.
Son kez gördüm gülüşünü...


Sen çıkarım sandın.
Ben daha derine gittim.


Murat IŞIK