12 Mart 2013 Salı

Ben 3. Bölüm

İnsan hayatının bir dönüm noktasıydı; okulu sevmek ve sevmemek arasındaki ince çizgi.
Nice kuzenlerim bu sırat köprüsünde yitirdiler on yıllarını. Bir soytarı gibi ipin üzerinde kalmaya çalışarak...

Ben öyle olmadım. Kendimi seviyor tarafına bırakıverdim.

Ana okuluna başlarken bu işin benim için olduğunu biliyordum. Bir kere her gün erken kalkıyordum zaten. Bu konuda bir sorunum olmadı. Eğleniyordum çocuklarla. Kızlar da işin bonusuydu. Bunlar annemin de bildiği şeylerdi.

Bilmediği ise okumayı öğrendiğimdi!

Nasıl oldu hatırlamıyorum. Ama bir anda her şeyi okumaya başlamıştım. Annem bunu ancak; beni bir gün evde, gazete elimde, koltukta otururken gördüğünde idrak etti. Dalga geçerek "ne haberler var bakalım?" dedi. Bende okudum. Ben okudukça, o irkildi. İnanmazlık vardı yüzünde. Geldi baktı. Her şey doğruydu.

"Giyin" dedi. Giyindim.

Evden çıkıp okula kadar yürüdük. Öfkeli gibiydi. Yolda arada bir tabelalarda ne yazdığı sordu. Söyledim. Önce gülümsüyor, sonra daha bir hiddetleniyordu. Hiddeti arttıkça yürüyüş tempomuzda artıyordu. Bir süre sonra oku dediği tabelaları okuyamamaya başladım. O kadar hızlanmıştık. Neden sinirlendiğini anlayamamıştım henüz.

Okulun kapısından içeri girdik. Annem elimi bıraktı. Doğruca öğretmenin odasına yöneldi. Kapıyı çalmadan girdi.

"Okumayı öğretmişsiniz" dedi. Kızgındı ifadesi. Kadın şaşkındı. "Evet" diye yarım yamalak bir ses çıktı ağzından korkarak. "Benim sizden böyle bir talebim olmamıştı. Aksine sadece oyun oynasın eğlensin diye belirtmiştim!" dedi annem.

Garip dönemlerdi. Hırslıydı kadınlar. Herkes çocuğu en bilgili olsun istiyordu. Okumayı bilsin. Hatta 5 dilde! Yazsın da üstelik! Annem bunu yanlış buluyordu demek ki ama sebebini anlayamamıştım.

"İlk okula başladığında yeniden okumayı öğretecekler biliyorsunuz değil mi?" diye sordu kadına. Kadın yutkunmakta zorluk çekiyordu. Ağzı kurumuştu. "Değil mi?" diye yineledi annem soruyu. "Evet" diye bir fısıltı çıktı kadının ağzından. 

"O halde; diğerleri öğrenene kadar sıkılacağını ve belki her şeyi bildiğini zannedip okula gitmek istemeyebileceğinin de farkındasınız!" Kadın duraksadı. Annem haklıydı. Okul bana eğer bir yenilik katamayacak ise orada bulunmanın ne anlamı vardı ki?

"Sakın başka bir şey öğretmeyin! Ben sadece eğlensin istiyorum... Uzun yıllar okuyacak zaten" dedi ve zavallı kadının cevabını bile beklemeden, arkasını dönüp kapıdan çıktı. Hoş; kadının söyleyecek bir şeyi var mıydı bilemiyorum. Ama arkama dönüp baktığımda bana gülümseyemeyecek kadar şaşkın bir ifade yerleşmişti yüzüne; sadece onu hatırlıyorum.

Murat IŞIK