1 Mart 2013 Cuma

Porselen Bebek 1

Kocaman bir lokma attı ağzına. Sığmadı tabii. Dudağının sol kenarından bir çizgi halinde sos aktı. Güldü. İşaret parmağıyla sosu alıp tekrar içeri tıktı ve parmağını emdi. Ağzını şapırdatarak yemeğine devam etti.
"Bu filmde oynamak istiyorum" diye başladı söze. Kocaman bir lokma çiğnerken konuşması tiksinç geldi. Bir şey söylemedim ama.
Heyecanlı heyecanlı anlatıyordu. Ona bakmadan; dinliyor gibi gözükmenin bir yolunu aradım. Başarılı olamadım tabii.
"Yüzüm bak. Bir şey anlatıyoruz şurada!" diye uyardı beni. Israrlıydı. Yaptım mecburen. Zavallı bir surat ifadem olmalı diye düşündüm o an. Kendimi toparladım hemen. Yüzüme sahte bir gülümseme yerleştirdim ve ilgili gözüktüm. Aklıma başka şeyler getirmeye çalıştım. Çıplak olduğunu hayal ettim önce. Daha da iğrençleşti her şey. Hemen vazgeçtim.
Bazen, kalabalıklar arasındayken, dalar giderdim öylece. Sanki Tanrı, sıkıldığımı hisseder ve beni kapatırdı bir süreliğine. Nerede olduğumu hatırlamazdım ama bundan şikayetçi de olmazdım. Bir kez daha yardımım gelmişti işte. Yok oldum...
Kendime geldiğimde hala konuşuyordu. Yemeği bitirmişti ama.
Güzel bir kadındı ve aptaldı. Bu onu cinsel olarak daha karşı konulmaz yapıyordu. Oyunculuğa olan tutkusu; bu salaklığıyla birleştiğinde; onu ucuz bir fahişe olmaktan daha yüksek bir noktaya taşıyamazdı.
Ağlamak ve gülmek konusunda doğuştan bir kabızlığı vardı. Karakter rollerinde oynayamazdı kesinlikle...
Liseli bir sürtüğü oynayabilirdi. Evet! Bunun için rol yapması bile gerekmezdi üstelik...
Gülümsedim bu aklıma gelince. Üstüne alındı. Gelip öptü beni. Sevimli bulmuştu sanırım şaşkın halimi. Aklımı okuyamadığı için şükrettim.
Güzellik, her şeyi kurtarırdı bir süreliğine. Ama yazık ki hayattan daha çabuk tükeniyordu. Bu kadının da az bir vakti vardı. Benimle harcamamalıydı aslında...

"Ne dersin? Sence rolü alabilir miyim?" diye sordu.
"Hiç şüphem yok!" dedim.
Kahkahayı bastı. Seksi bir şekilde yapıştı dudaklarıma ve üstünü çıkardı.

Murat IŞIK