3 Mart 2012 Cumartesi

Bahane

Tam kapıdaydı.

- Gidiyorum.
- Siktir git.
- Var ya!

Çantasını fırlattı. Çekilmedim. Tam kaşıma geldi. Açıldı. Kanadım. Kıpırdamadım ama. Geldi çantasını aldı. Pişman değildi. Tam eğildiğinde bir damla kanım düştü saçlarının arasına. Eliyle sildi. Kızmış gibi baktı. Benim suçummuş gibi. Sahi kimin suçuydu?

- Piç!
- Git tamam mı. Sadece git.
- Sadece gitmek kesmeyecek beni.
- Ne kesecek?
- Öl, çürü ve hatta leşine tükereyim.
- Ölmüşüm say. Çürümüşüm. Tükür. Ne bok yersen ye. Ama siktir git artık.
- Sen var ya zorla anana sövdürüyorsun.
- Alışık o. Senin gibi nice orospular giderken andılar.
- Cehennemde yan!

Hırslanıp gitti. Gelecek biliyorum. Bu son gidişi değil. Bilerek bıraktı ceketini. Bu kapıyı çalabilsin diye. Bir bahanesi olsun diye. Seni merak ettim dememek için. Seni özledim dememek için. Yeniden öpmek için belki de. Yazık.
Pencerem açık. O daha gitmeden kaldırımda yatıyor olacak ümitleri. Şu kapıdan çıkar çıkmaz atacağım kalan ne varsa. Apartmandan çıktığında yerlerde bulacak anılarını. Eğilip alacak götü mahkum. Cama bakacak. Kindar orospu! Biliyorum gene bir bahane bulacak. Unutmaktan daha kolay olacak her halükarda. Ve o kolayına kaçacak.

Murat IŞIK