3 Nisan 2012 Salı

Bir Zaman Öncesi

Odanın kapısında durmuş kadını izliyordu. Her yere kesif bir ilaç kokusu sinmişti. Midesi bulanıyordu. Elindeki pasaporta baktı. Sonra tekrar kadına. Ne kadar da güzeldi. Kadın gözleri açtı o anda. Adamla göz göze geldi. 
- Kimsiniz?
- Korkmayın lütfen. Ben sadece; geçerken kapıyı açık görünce...
- Beni tanıyor musunuz?
- Sanmam.
(Seni benden daha iyi kimse tanıyamaz)
Kadın adama dikkatlice baktı. Heyecanla konuşmaya başladı sonra...
- Ben sizi gördüm bu gün. Bir resim gösterdiler bana. "Tanıyor musun?" diye sordular. Sizdiniz resimdeki! 
- Karıştırıyor olmalısınız.
- Belki de. Tanrım! Her şey o kadar karışık ki. Olabilir. Karışmış olabilir... 
- Olsun. Düşünmeyin şimdi bunları.
- Simsiyah giyimliydi.
- Kim?
- Resimdeki adam.
Tekrar dikkatlice baktı kadın.
- Sizdiniz o. Beni tanımadığınıza emin misiniz?
- Evet.
- O kadar tanıdık geliyorsunuz ki...
- Herkes birine benzetir beni zaten. İlk değilsiniz.
- Siz de mi hastasınız?
- Hayır.
- Hastanız mı var burada?
- Evet.
- Yarında gelecek misiniz? Hayır eğer gelirseniz resmi size de göstereceğim. Hala siz olduğunuzdan eminim o resimdeki kişinin...
- Gelmeyeceğim ne yazık ki. Bir seyahate çıkmak zorundayım.
Elindeki pasaporta tekrar baktı çocuk. Kız biraz bozulmuştu ama üstelemedi. Çocuk kafasını kaldırıp kadına baktı.
"Elveda sevgilim" dedi ve arkasını dönüp çıktı kapıdan.
Kadın şaşkınlığı atamadı bir süre. Sonra çığlık çığlığa konuşmaya başladı.
"Dur!" diye bağırdı. Dur! dur! dur!!!! Koridorlarda yankılandı sesi.
Kapıdan bir hemşire girdi koşarak ve talaşla.
- Az önce çıkan adam. Durdurun onu ne olur. Kimdi o? Durdurun onu. Bana sevgilim dedi!
- Sakin olun lütfen.
Hemşire eliyle kadını yatakta tutmaya çalışıyordu.
- Hayır. Sakin olmak istemiyorum. Kimdi o?
Eliyle kapıyı işaret ederek bağırıyordu. Kimsin sen! Sonra hemşireye dönüp;
- Kimdi o söyle bana!
Hemşire bir sakinleştirici iğne yaptı o sırada kadına. Kadın ağlıyordu. Elleri kapıya dönüktü. Yumruklarını bir sıkıp bir açıyordu. Küçük çocukların yaptığı gibi "gel" dercesine. Sonra gevşedi. Hemşireye yalvarır bir gözle bakarken iyice halsizleşti. "Kim-di o?" diyebildi tane tane ve kısık bir sesle.

Hemşire, aynı tonda, sakin ve kısık bir sesle "Kocanızdı" derken; yüzünü okşadı kadının. Ama kadın çoktan uyumuştu bile.

Bir Zaman Öncesi...

Çalan telefonla irkildi çocuk. Açtı.
- Alo.
- Alo. Sinan?
- Efendim.
- Bir kaza oldu.
- Ne kazası.
- Pelin!
- Öldü mü?
- Hayır ama...
- Nerdesiniz? Nerdesiniz çabuk söyle. Nerdesiniz?
- Amerikan Hastanesinde.
- Kapa geliyorum. Dua et ona bir şey olmasın çocuk. Yoksa....
Gerisini getirmedi. Evden çıktı. Koşmaya başladı sebepsiz. Bir taksi durdurmak aklına gelmedi. Öylece koştu. Sonra yoruldu. Eğildi yere. ellerini dizlerine koydu. Gücünü toplamaya çalıştı. Kalbi çok hızlı atıyordu. Sakinleşmeliydi. Taksi dedi içinden bir ses.  Elini kaldırdı, "Taksiiiiii" diye bağırdı.
Bir anda bir taksi durdu yanında.
- Amerikan hastanesine çabuk ol!
- Peki abi.
Yollar boştu. "Hızlansana biraz" diye geçirdi içinden. Ama öyle söylemedi.
- Lütfen acele edelim!
- Tamam abi.
Trafik olmamasına ve tüm kibarca dürtmelere rağmen 5 dakika sürdü varmaları. 
Cebinden para çıkarıp attı ön koltuğa. Üstünü beklemeden de indi arabadan. Acil kapısından içeri girdi. Çocuk oradaydı. Koştu yakasına yapıştı.
- Öldü mü?
Çocuk ağlıyordu. 
- Öldü mü söylesene lan ibne!
- Hayır.
- Nerde!
- Odada. Ama giremezsin doktorlar var yanında.
- Hadi lan!
Odaya daldı çocuk. Doktorlar kadının gözüne ışık tutuyorlardı. Baktı göz bebekleri hareketliydi. Bir hemşire onu fark edip yanına geldi. "Bayım çıkmalısınız" dedi.
- Çekil be kadın...
- Bayım lütfen.
- Siktir git ulan!!!
Bir anda tüm kafaların ona döndüğünü fark etti. Hepsi hemde! Kadının ki bile...
Yüzüne baktı adam. Şaşkındı. Saçlarına, gözlerine baktı. Yaşıyordu. Kadında ona bakıyordu işte... Yaşıyordu. Ağlamaya başladı adam ve olduğu yere yığıldı.
Bir doktor koluna girip çıkardı onu dışarı. Gözlerini kadından alamadı. "Yaşıyor. Yaşıyor!"
- Lütfen efendim.
- Yaşıyor!
- Evet ama durumu iyi değil bayım. Dikkatli olmalısınız. Kimseyi hatırlamıyor.
- Yaşıyor.
- Bayım şoktasınız.
- Yaşıyor.
Doktorun ellerinden kurtardı kendini. Koşarak hastaneden çıktı.

Murat IŞIK